Kapatmak için ESC tuşuna basın

Avukatın Belge Toplama Yetkisi

Avukatın Belge Toplama Yetkisi

İnsanoğlu adalete her zaman ihtiyaç duymuştur. Zira adaletin olmadığı bir dünyada; savaşlar olur, masumlar ölür, insanlar aç kalır, yolsuzluk artar, ekonomi kötüye gider, ahlak sistemi çöker… ve daha birçok olumsuz şey yaşanır. Sizin de fark ettiğiniz üzere dünya adaleti olmayan bir yer. Yine de, tüm bu adaletsizlik içerisinde, adaletin tecelli etmesi için uğraşan insanlar da var elbet. Bu kişiler kimi zaman hakim, kimi zaman savcı ama çoğunlukla avukattırlar.

Çoğunlukla avukattır diyorum zira hukuk sistemimiz içerisinde “savunma” kısmı her zaman avukatlardır. Bu bağlamda gerek davacı vekili olsun gerek davalı vekili yahut gerek müşteki vekili olsun gerek sanık müdafii; avukat her zaman müvekkilinin sahip olduğu hakları hukuki düzlem içerisinde “savunma” ile görevlidir. Bu savunma esnasında, kural olarak, iddia ettikleri vakıaları ispat etmekle de yükümlüdürler. Yine kural olarak, işbu iddiaların somut delillerini avukatlar müvekkillerinden talep eder ve müvekkiller bunu temin ederler. Ancak pratikte durum her zaman bu şekilde yaşanmayabilir. Özellikle resmi kurum ve dairelerden temin edilmesi gereken belgelerde vatandaşın buna rahatça ulaşması ne yazık ki oldukça güç olabiliyor. İşte bu noktada da avukatlar ve kendilerine müvekkilleri tarafından verilen vekaletnameleri devreye giriyor.

Avukatlık kanunu 2. Maddesi 3. Fırkasında “Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekâletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.” hükmüne yer vermiştir. Buna göre anılan kurumlar, avukatlara bilgi ve belge temin etmede yardımcı olmakla mükelleftir. Avukat, müvekkilini en doğru şekilde savunmak ve adaletin tecelli etmesini sağlayabilmek adına iddialarını ispatlamak için Avukatlık Kanunu 2. Maddesinde yer alan yetkilerini kullanarak delilleri inceleyebilir ve hatta kural olarak örnek alabilir. Bunun dışında avukatlar, mevcut olduklarını bildikleri ancak kendilerince yahut müvekkillerince temin edilemeyen delillerin mahkeme aracılığıyla temin edilmesini talep edebilirler. Örneğin kendi davasında delil olabilecek bir hususun –misal davanın taraflarından birinin diğer davadaki bir ifadesi, söylemi- başka bir dava dosyasında mevcut olması halinde, ilgili mahkemenin adını ve dosya numarasını belirterek dosyanın celbini talep edebilir. Bu halde diğer dava dosyası mahkeme kararıyla mevcut dava dosyasına eklenir ve o dosyadaki somut deliller mahkemece incelenir.

Deliller dışında avukatın dava dilekçelerinde bildirmesi gerektiği/bildirmesi halinde işlemlerin daha hızlı şekilde yapılabildiği bilgiler de mevcuttur. Uygulamada en büyük sorun davanın karşı tarafının bilgilerine erişim noktasında yaşanmaktadır. Örneğin davalının kimlik numarası, adresi gibi bilgiler mevcut değilse, dava açılırken bu hususların temin edilememesi sorunlara yol açmaktadır. Nihayetinde mahkeme kanalıyla bu bilgilere erişilse bile bu husus bürokrasi ve kırtasiye işlemlerinin uzamasına, kamu kurumlarında iş yükünün artmasına ve dava sürecinin lüzumsuz yere uzamasına sebebiyet vermektedir. Hâlihazırda mahkemelerimizin iş yükü sebebiyle yargılamalar oldukça uzun sürmekteyken bir de böylesi hususlar sebebiyle daha da uzaması hem müvekkiller, hem avukatlar hem de mahkemeler için sorun haline gelmektedir. Oysa tıpkı TAKBİS (Avukatların tapu bilgilerini incelemelerine yardımcı olan bir e-uygulama) gibi bu minvaldeki kişisel verilere avukatın ulaşabilmesi için bir düzenleme yapılması, yukarıda bahsettiğim süreçlerdeki uzamalara engel olabilecektir.

Örneğini verdiğim TAKBİS’te avukatlar vekaletnameleri vasıtasıyla ve bazen yetki belgeleriyle sistem üzerinden taşınmaz bilgilerine erişebilmekteler. Bu erişime hak kazanma safhasında bir nevi gizlilik sözleşmesi ve elde ettikleri bilgileri kötüye kullanmamak adına birtakım evraklara imza atarak kabul ve taahhütte bulunurlar. Böylece elde edilen bilgilerin kötüye yahut hukuka aykırı kullanımı halinde avukatlar mesul olurlar.

Bu bilgiler her ne kadar KVKK kapsamında da olsalar nihayetinde mahkemede görülecek olan dava için gerekli bilgilerdir. Kaldı ki bu bilgilere mahkemece erişilmesinden sonra, dosya içerisinde düzenlenen evraklarda ve zaptlarda avukatlar ve davanın tarafları tarafından görülebilmektedir zira yazılmaları zorunludur (örneğin kimlik numarası, adres bilgisi gibi bilgiler). Bu halde KVKK kapsamında olduğundan bu bilgilerin kamu hizmeti ifa eden avukatlar tarafından önceden temin edilememesi çelişkili bir husustur. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere bu bilgilerin doğrudan ve hiçbir sorumluluk yüklenmeksizin verilmesi elbette mümkün değildir ve hukuka aykırıdır. Ancak verilen bilgilerin hukuki sorumluluklarının da avukata yüklenmesi ile bu bilgilerin kamu hizmeti ifa eden avukatlarca temin edilmesinde bir sakıncanın olmadığı aksine işleyişi hızlandırarak mahkemelerin iş yükünü nispeten azaltacağı açıktır. Bu bağlamda KVKK ile Avukatlık Kanunu arasında, bir düzenleme yapılarak, dengelemeye gidilmesi, vatandaşın adalete erişim süresinde hızlanmayı sağlayacaktır.

Bir diğer husus ise bilgi ve belge vermeyen kurumlara yaptırım uygulanmaması sorunudur. Yine uygulamada özellikle özel kurumlarda, kanuna aykırı bir biçimde avukatlara bilgi ve belge gösterilmesi ile örneğinin verilmesi hususlarında güçlük çıkartılabiliyor. Ne yazık ki bu eylemin somut ve hızlı bir yaptırımı mevcut olmadığından avukatların kişisel gayreti ve ısrarlı çabası ile netice almaları hali istisna olmak üzere sonuç alınamıyor. Böylece avukatın işinin yapılması güçleştirilerek savunma hakkının kutsallığı lekeleniyor, adaletin tecelli etmesi zorlaştırılıyor ve vatandaşın mağdur olmasına sebebiyet verilebiliyor. Bu hususta hızlı ve etkin bir yaptırımın hukuki düzenleme ile güvence altına alınması gerekmektedir.

Tabi bir de ücret kesintileri mevcut. Yine TAKBİS örneğinden hareket edecek olursak, avukatın TAKBİS’te işlem yapabilmesi ve bilgi ve belge temin edebilmesi için bir ücret ödemesi gerekmektedir. Üstelik yaptığı her bir işlem için ayrı bir ücret ödemesi söz konusu. Örneğin tüm gerekli belgeleri toplayarak TAKBİS’ten bir sorgulama yaptınız. Öncelikle bunun için sisteme ilk defa o kişinin vekaletini yüklüyorsanız bir ücret ödemeniz gerekmektedir. Daha sonra yapılan sorgulama ile sorguladığınız kişi adına olan tüm taşınmazların listesine erişmektesiniz. Ancak taşınmazların tek tek detaylarını öğrenmek için, her taşınmaz başına yine bir ücret ödemeniz gerekmektedir. Bu ücret neredeyse işlem başına 200 TL civarında bir ücrettir. Bu da yapılan işleme kıyasla çok ciddi bir ücret anlamına gelmektedir. Kimi meslektaşlar bunu kendileri karşılarken kimileri ise delil toplama esnasında yapılan bir harcama olduğundan müvekkiline yansıtmaktadır. Her iki durum da kişinin savunma hakkını kullanabilmesi adına oldukça basit bir işlem için oldukça yüksek bir meblağ ödemesi anlamına gelmektedir. Kamu hizmeti ifa eden avukattan kamu kurumu tarafından yapılacak işlem için ücret alınması ironik bir hadisedir. Nasıl ki hakim ve savcılardan benzer durumlarda ücret talebinde bulunulmuyorsa avukatlar için de ücret talebi olmamalıdır yahut sembolik rakamlar olmalıdır. Birçok Avrupa ülkesinde avukatların kamu veritabanlarına erişimi ya ücretsiz ya da barolar aracılığıyla merkezi ve cüzi ücretlidir. Örneğin Almanya’da noter ve avukatlar bazı kayıtlara doğrudan ve ücretsiz erişebiliyor. Ülkemizde ise ne yazık ki bu işlemler için avukatlardan fahiş ücretler istenmeye devam etmektedir.

Adalete erişimin pahalılığı, avukatın bilgi ve belgelere erişimi hususundaki sınırlamalar ve daha nice sebepler neticesinde ne yazık ki ülkemizde adalet mekanizması zaman zaman tam ve doğru işleyememektedir. 2025-2029 Türkiye Yüzyılının Yargı Reformu Stratejisi kapsamında avukatların bilgi ve belge temin etmelerine ilişkin yasal yetkilerin genişletileceği hususu da gündeme alınmıştır. Henüz detayları açıklanmamış olsa da bu hususun gündemde olması elbette olumlu bir gelişmedir. Umarız somut adımlarını ilerleyen günlerde hep birlikte görürüz. Sağlıcakla kalın.

Hukuk Komitesi

Çağdaş Vizyon Bilim ve Sanat Kulübü bünyesinde yer alan hukukçu üyelerimizden oluşan komitedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sitemizden Ayrılıyorsunuz

Sitemiz, ziyaretçilere belirli bilgiler sağlamak amacıyla diğer kuruluşların web sitelerine bağlantılar sunmaktadır. Bir bağlantı, o web sitesinin içeriğinin, bakış açısının, politikalarının, ürünlerinin veya hizmetlerinin onaylandığı anlamına gelmez. Sitemiz tarafından yönetilmeyen başka bir web sitesine bağlandığınızda, o web sitesinin, gizlilik politikası da dahil olmak üzere, şartlarına ve koşullarına tabi olursunuz.

Otomatik yönlendirme
: 3 seconds...

Yukarıdaki bağlantıya tıklayın veya VAZGEÇ

Bildirimleri etkinleştirmek ister misiniz? OK Hayır