
1. Arama Kavramı:
Gizli, saklı olan bir kişi veya eşyanın ele geçirilmesi için gerçekleştirilen araştırılma işlemidir. Bu
mimvalde görünür olan bir eşyanın ele geçirilmesi arama niteliğinde değildir. Örneğin aracın arka
koltuğunda görünen silahın alınması arama niteliğinde değildir. Buna karşı dışarıdan görünmeyen bagajın
içinde yapılacak araştırma işlemi arama niteliğindedir.
2. Anayasa (Özel Hayatın Gizliliği) madde 20/2:
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya
başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne
göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan
hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve
eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin
onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma
kendiliğinden kalkar.
3. Anayasa (Konut Dokunulmazlığı) madde 21:
Kimsenin konutuna dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık
ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya
birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça;
kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı
yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırk sekiz
saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 8:
1- Her şahıs hususi ve ailevi hayatına, meskenine ve muhaberatına hürmet edilmesi hakkına maliktir.
2- Bu hakların kullanılmasına resmi bir makamın müdahalesi demokratik bir cemiyette ancak milli
güvenlik, amme emniyeti, memleketin iktisadi refahı, nizamın muhafazası, suçların önlenmesi, sağlığın
veya ahlakın ve başkasının hak ve hürriyetlerinin korunması için zaruri bulunduğu derecede ve kanunla
derpiş edilmesi şartıyla vuku bulabilir.
Yukarıda arama kavramını ve arama kavramıyla ihlali oluşabilecek haklarla ilgili ve bunların
düzenlendiği kanuni düzenlemeler aktarılmıştır.
Arama kendi içinde ikiye ayrılır:
ÖNLEME ARAMASI:
Madde 9- (Değişik: 2/6/2007-5681/3 md.)
Polis, tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla usûlüne göre verilmiş sulh ceza hâkiminin
kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin vereceği yazılı
emirle; kişilerin üstlerini, araçlarını, özel kâğıtlarını ve eşyasını arar; alınması gereken tedbirleri alır, suç
delillerini koruma altına alarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre gerekli işlemleri
yapar. Arama talep yazısında, arama için makul sebeplerin oluştuğunun gerekçeleriyle birlikte
gösterilmesi gerekir.
Arama kararında veya emrinde;
- Aramanın sebebi,
- Aramanın konusu ve kapsamı,
- Aramanın yapılacağı yer,
- Aramanın yapılacağı zaman ve geçerli olacağı süre,
belirtilir.
Önleme araması aşağıdaki yerlerde yapılabilir:
- 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamına giren toplantı ve gösteri
yürüyüşlerinin yapıldığı yerde veya yakın çevresinde. - Özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya sendikaların genel
kurul toplantılarının yapıldığı yerin yakın çevresinde. - Halkın topluca bulunduğu veya toplanabileceği yerlerde.
- Eğitim ve öğretim özgürlüğünün sağlanması için her derecede eğitim ve öğretim kurumlarının
idarecilerinin talebiyle ve 20 nci maddenin ikinci fıkrasının (A) bendindeki koşula uygun olarak
girilecek yüksek öğretim kurumlarının içinde, bunların yakın çevreleri ile giriş ve çıkışlarında. - Umumî veya umuma açık yerlerde.
- Her türlü toplu taşıma araçlarında, seyreden taşıtlarda.
KONUTTA, YERLEŞİM YERİNDE VE KAMUYA AÇIK OLMAYAN İŞYERLERINDE VE
EKLENTİLERINDE ÖNLEME ARAMASI YAPILAMAZ.
Spor karşılaşması, miting, konser, festival, toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlendiği veya aniden
toplulukların oluştuğu hallerde gecikmesinde sakınca bulunan hal var sayılır. Polis, tehlikenin önlenmesi
veya bertaraf edilmesi amacıyla güvenliğini sağladığı bina ve tesislere gelenlerin; herhangi bir emir veya
karar olmasına bakılmaksızın, üstünü, aracını ve eşyasını teknik cihazlarla, gerektiğinde el ile kontrol
etmeye ve aramaya yetkilidir. Bu yerlere girmek isteyenler kimliklerini sorulmaksızın ibraz etmek
zorundadırlar. Milletlerarası anlaşmalar hükümleri saklıdır. Önleme aramasının sonucu, arama kararı
veya emri veren merci veya makama bir tutanakla bildirilir.
- DOLAYISIYLA USULÜNE UYGUN OLARAK ALINMIŞ BIR ÖNLEME KARARINA ISTINADEN
AVUKATIN DA ÜZERI KABA ÜST ARAMASI ILE ARANABILIR VE KULLANIMINDA OLAN
ARACI DA KAPALI YERLERI AÇMAMAK ÜZERE ARANABILIR. ÖNLEME ARAMASININ
AVUKAT ÜZERINDE VEYA ARACINDA YAPILMASI ADLI ARAMADAKI GÜVENCELER
ARANMAZ. (ÖRNEĞIN CUMHURIYET SAVCISININ VE BARO BAŞKANIN HAZIR BULUNMASI
ARANMAZ) ANCAK HEMEN BELİRTMEK GEREKİR Kİ ÖNLEME ARAMASI KONUTTA,
YERLEŞİM YERİNDE, KAMUYA AÇIK OLMAYAN İŞYERLERİNDE VE EKLENTİLERİNDE
OLAMAYACAĞI İÇİNDİR Kİ AVUKATIN OFİSİ VE KONUTUNUN ARANMASI DA HER
HALÜKARDA ADLİ ARAMADAKİ AYRICALIKTAN YARARLANACAKTIR.
ADLİ ARAMA:
Şüpheli veya sanıkla ilgili arama
Madde 116 – (1) Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda MAKUL ŞÜPHE varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.
[24]
Diğer kişilerle ilgili arama
Madde 117 – (1) Şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesia
macıyla, diğer bir kişinin de üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.(
2) Bu hâllerde aramanın yapılması, aranılan kişinin veya suçun delillerinin belirtilen yerlerdeb
ulunduğunun KABUL EDILEBILMESINE OLANAK SAĞLAYAN OLAYLARIN VARLIĞINA BAĞLIDIR.(
3) Bu sınırlama, şüphelinin veya sanığın bulunduğu yerler ile, izlendiği sırada girdiği yerler hakkında geçerli değildir.
AVUKATLAR BİR BAŞKASI HAKKINDA YÜRÜTÜLEN TAHKİKAT KAPSAMINDA
GERÇEKLEŞTİRİLEN ADLİ ARAMALARDAN DA KENDİSİ HAKKINDA YÜRÜTÜLEN
TAHKİKAT KAPSAMINDAGİRİŞİLEN ADLİ ARAMAYMIŞCASINA BU GÜVENCEDEN
YARARLANIR.
ARAMA KARARI ALINMADAN ARAMA YAPILMASININ MÜMKÜN OLDUĞU HALLER
(ADLİ VE ÖNLEME ARAMA YÖNETMELİĞİ):
Hakkında tutuklama kararı veya yakalama emri veya zorla getirme kararı bulunan kişi ile hakkında gıyabi tutuklama kararı verilen kaçak yakalandığında üstünde,
Hakim veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile veya kolluk tarafından doğrudan yakalanank
işinin, kendisine, başkalarına veya yakalama işlemini yapan kolluk görevlilerine zarar vermesini önlemek amacıyla yapılacak kaba üst aramasında,
Gözaltına alınan kişinin, nezarethaneye konmadan önce yapılan üst aramasında, herhangi bir sebeple hukuka uygun şekilde yakalandıktan sonra kolluk güçlerinin elinden kaçmakta olan kişilerin veya işlenmekte olan veya henüz işlenmiş olan veya pek az önce işlendiğini gösteren belirtilerin olduğu suçun failinin yakalanması amacıyla takibi sırasında girdikleri araç, bina ve eklentilerinde yakalanması amacıyla yapılacak aramalarda(YANİ SICAK TAKİP HALİNDE).
Gümrük salonları ve gümrük kapılarında kaçak eşya sakladığından kuşkulanılan kişilerin üzeri,eşyası, yükleri ve araçları, gümrük kontrolü amacıyla gümrük görevlilerince aranabilir (Kaç. Müc. K.m. 9/2)
Gümrük bölgesine, Gümrük Kanunu gereğince belirlenen kapı ve yollar dışında bir yerden giren,çıkan veya geçen kişikerin eşya, yük ve üzerleri ile taşıma araçları yetkili memurlar tarafındanaranabilir. (Kaç. Müc. K. m. 9/3)
5237 sayılı TCK’nin 24. Maddesindeki kanunun hükmü ve amirin emrini yerine getirme, 25.M
addesindeki meşru savunma ve zorunluluk hali ve 26. Maddesindeki hakkın kullanılması ve diğerk
anunların öngördüğü hukuka uygunluk sebepleri ve suçüstü halinde yapılan aramalarda, toplum içinv
eya kişiler bakımından hayati tehlikeyi ortadan kaldırmak amacıyla veya kapalı yerlerden geleny
ardım çağrıları üzerine, konut, işyeri, ve yerleşim yeri ile eklentilerine girmek için.
- ARAMA KARARI ALINMADAN DA ADLİ ARAMANIN YAPILABİLDİĞİ YUKARIDAKİ DURUMLARDA
DA AVUKAT, ADLİ ARAMADA MESLEĞİN GETİRDİĞİ AYRICALIKTAN YARARLANAMAZ VE
ALALADE BİR ŞEKİLDE ÜSTÜ VE EŞYALARI ARANABİLİR. BU DURUMLAR ESASEN MİLLİ
GÜVENLİK, SUÇÜSTÜ HALİ GİBİ OLAĞANÜSTÜ HALLER KAPSAMINDA OLAN DURUMLAR
OLDUĞU UNUTULMAMALIDIR.
İzah edilen bu hususlar dışında avukatın aranmasını düzenleyen diğer kanuni düzenlemeler şu şekildedir:
Avukatlık Kanununun 58. maddesine göre; “Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden
doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının
vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve
konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı
denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir
suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanununun duruşmanın inzibatına ilişkin
hükümleri saklıdır. Şu kadar ki, bu hükümlere göre avukatlar tutuklanamayacağı gibi, haklarında disiplin
hapsi veya para cezası da verilemez.”
CMK’nın 130. maddesine göre;
“Avukat büroları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet
savcısının denetiminde aranabilir. Baro başkanı veya onu temsil eden bir avukat aramada hazır
bulundurulur.
Arama sonucu elkonulmasına karar verilen şeyler bakımından bürosunda arama yapılan avukat, baro
başkanı veya onu temsil eden avukat, bunların avukat ile müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait
olduğunu öne sürerek karşı koyduğunda, bu şey ayrı bir zarf veya paket içerisine konularak hazır
bulunanlarca mühürlenir ve bu konuda gerekli kararı vermesi, soruşturma evresinde sulh ceza
hâkiminden, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemeden istenir. Yetkili hâkim elkonulan şeyin
avukatla müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu saptadığında, elkonulan şey derhâl avukata
iade edilir ve yapılan işlemi belirten tutanaklar ortadan kaldırılır. Bu fıkrada öngörülen kararlar,
yirmidört saat içinde verilir.
Postada elkoyma durumunda bürosunda arama yapılan avukat veya baro başkanı veya onu temsil eden
avukatın karşı koyması üzerine ikinci fıkrada belirtilen usuller uygulanır.”
Bu konuda görüş ayrılıkları mevcut olup görüşlerden ilkinde; avukatın aranamamasına ilişkin sınırlama,
gerek adli aramada gerekse önleme aramasında, görevi sebebiyle bir suç isnadı altında olması gerektiği
yönündedir. Bunun dayanaklarından biri Avukatlık Kanunu madde 58’de açıkça bu durum ifade
edilmekteyken bir diğer dayanağı ise Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’dur. PVSK madde 4/A’ya göre
polisin “umma” derecesinde makul şüphe olması halinde istisnasız herkesi durdurma yetkisi vardır.
Ayrıca PVSK uyarınca polis durdurduğu kişinin üzerinde veya aracında silah yahut tehlike arz
edebilecek başka bir eşyanın bulunduğu konusunda yeterli şüphenin mevcut olması halinde gerekli
tedbirleri alabilmektedir. Bu durumda avukatların bir istisnaya sahip olmasının mümkün olamayacağı
dolayısıyla PVSK’da yer alan durumların oluşması halinde avukatların da gerek önleme gerekse adli
aramalarının yapılabileceği ancak avukatların görevlerinden doğan veya görevleri esnasında işledikleri
suçların müstesna olduğu düşünülmektedir.
Avukatların aranması hakkında mevcut olan bir diğer görüşe göreyse Avukatlık Kanunu Madde 58’in son
cümlesinde açıkça avukatların Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali
dışında üzerlerinin aranamayacağının emredildiği belirtilmekte ve bu husus dışında avukatın üzerinin
gerek adli gerekse önleme araması gerekçesiyle aranamayacağı ifade edilmektedir. PVSK’nın 4/A
maddesinin 7. fıkrası “Bu Kanun ve diğer kanunların verdiği görevlerin yerine getirilmesi sırasında, polis
tarafından gerekli işlemler için durdurulan kişiler ve araçlarla ilgili hükümler saklıdır.” hükmüne haizdir.
Bu noktada Avukatlık Kanunu’nda yer alan 58. maddenin daha özel bir hüküm olduğu ve dolayısıyla
avukatların bu maddenin son cümlesinde kanun tarafından emredildiği gibi ağır ceza mahkemelerinin
görev alanına giren bir suçtan suçüstü hali dışında üzerlerinin aranamayacağı ifade edilmektedir.
Avukatların aranması hususunda avukatın görevini ifa ederken arandığı durumlarda meslek onurunun
zedeleneceği; sır saklama yükümlülüğüne, avukatın bağımsızlığına ve savunma hakkına olumsuz etki
edeceği açıktır. Burada asıl tartışma konusu olan avukatın görevini ifa etmiyorken adli yahut önleme
araması işlemlerinin gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğidir.
Bazı görüşler bu durumda meslek onurunun zedelenmeyeceği görüşüne sahip olsa da kanımızca bu durum
böyle değildir. Elbette ki tatile gittikleri belli olan yahut havaalanı gibi yüksek güvenlik gerektiren
birtakım yerlerde önleme araması yapılması kabul edilebilir bir durumdur. Ancak avukat gibi mesai
kavramı bulunmayan, her an CMK görevlendirmesine çağırılabilen yahut müvekkili tarafından aranmak
suretiyle kendisinden hukuki yardım istenebilen, elinde bulunan davalar sebebiyle kendisine kin ve nefret
gibi duygular beslenebilen bir mesleğin; “görevini ifa etmiyorken” tabirinden ne anlaşılması gerektiği
oldukça tartışmalıdır. Avukatın mesai kavramının olmayışı, kendisinin her an göreve hazır durumda
bulunmasını gerektirmektedir. Bu durum böyle olmasa dahi avukatın müvekkilinin husumetli olduğu
şahısların, yargılamadaki dosyayı şahsileştirerek avukata karşı bir eylemde bulunma ihtimali de çoğu
zaman mevcuttur. Hal böyleyken avukatların “görevini ifa etmiyor” gerekçesiyle – ki bu tanım neyi
kapsıyor neyi kapsamıyor oldukça bulanıktır- avukatın önleme aramasına tabi olmasının beklenmesi
oldukça sorunludur. Avukatın Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali
dışında üzerinin aranamayacağı kıstası bu noktada daha uygun olacaktır. Zira madde metninde
“görevlerinden doğan” veya “görev sırasında işledikleri suçlardan” dolayı soruşturmanın ne şekilde
yapılabileceğinden bahsedilmekte olup cümlenin tamamlanmasından sonra önce avukatın bürosunun
hangi koşullar altında ve ne şekilde aranabileceğinden bahsedilip sonra avukatın üzerinin hangi
koşullarda aranabileceğine ilişkin hüküm düzenlenmektedir.
Danıştay 8. Dairesinin 12.11.2010 tarih ve E. 2010/5626, K. 2010/6024 sayılı kararı.
“Avukat olan davacının, avukatlık kimliğini ibraz etmesine rağmen kolluk kuvvetleri tarafından üzerinin
aranması nedeniyle manevi zararın tazmini istemiyle dava açılmıştır. Avukatlık Yasası uyarınca ağır ceza
mahkemesinin görev alanına giren suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatların üzeri aranamaz. Suçüstü
hali olmadan müvekkili önünde kolluk kuvvetlerince üzeri aranan davacının meslek onurunun
zedelendiği açıktır. Davalı İdarenin bu eylemde hizmet kusurunun bulunduğuna, davacının manevi
zararının karşılanmasına, haksız zenginleşmesine de yol açılmamasını sağlamak üzere takdiren manevi
zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı İdare tarafından davacıya
ödenmesine ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi hukuka uygundur.”
Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin 11.06.2004 tarih ve E. 2003/1192, K. 2004/978 sayılık
ararında;Söz konusu kararın gerekçesinde, kamu idarelerinin yürütmekle yükümlü bulundukları kamu hizmetlerini
gereği gibi yerine getirmek, bu hizmetin işleyişini sürekli olarak kontrol etmek ve hizmetin yürütülmesi
sırasında gerekli önlemleri almakla yükümlü olduklarına işaret edilmiş, anılan yükümlülüğün yerine
getirilmemesi suretiyle hizmetin kötü veya geç işlemesi, gereği gibi işlememesi durumunda idarenin
hizmet kusuru oluşacağı ve bu kusur nedeniyle bir zarar verilmiş olması durumunda ise meydana gelen
zararın tazmin edilmesi gerekeceği belirtilmiştir. Ankara 3. İdare Mahkemesi hâkimi, avukatların
demokratik hukuk devletinin işlemesinde, yargılama ve hak arama özgürlüğünün sağlanmasında emeği
geçtiği, davacı avukatın vatandaşlar önünde üst aramasına maruz kalmasının meslek onurunu zedelediği,
adaletin tam tecellisi olarak önem ve öncelik kazanan manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği
gerekçesiyle davayı kabul etmiştir.
AVUKATIN ARANMASI HUSUSUNUN ETİK BOYUTU
Avukatların mesleki etik kurallarına göre, müvekkillerinin mahremiyetini ve güvenini koruma sorumluluğu
bulunmaktadır. Dolayısıyla, avukatların ofisleri veya araçları aranırken, bu sorumluluğunun korunması
büyük önem taşır. Avukatlar, müvekkillerinin mahremiyetini korumak için gerekli önlemleri almalı ve
gerektiğinde hukuki koruma sağlamalıdır.
Ayrıca, avukatlar etik kurallar gereği müvekkillerinin lehine olan her türlü avantajı kullanma
yükümlülüğüne sahiptirler. Bu çerçevede, avukatların ofislerinin veya araçlarının polis tarafından
aranması durumunda, müvekkilin haklarını korumak ve hukuki savunmasını etkileyecek herhangi bir
olumsuz sonucu engellemek için gerekli adımları atmaları beklenir. Yine avukatın ofisinin aranması
hususu ile ilgili İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin vermiş olduğu bir kararda :
“Bir avukatın ofisi ile ilgili verilen arama kararının genişliğini, bu karardan hareketle yapılan keyfi
uygulamayı, avukatlık bürosunun aranması sırasında bağımsız bir gözlemcinin bulunmamasını, bir an
için gözlemci bulunsa dahi yapılan aramanın kapsamını ve avukatlık mesleğinin gizliliğine tecavüz
edecek şekilde orantısız uygulanmasını, bunun adaletin dağıtılması üzerinde doğuracağı olumsuz
sonuçların dürüst yargılanma hakkını zedelemesini hukuka aykırı bulmuş ve başvurucunun talebi ile
sınırlı olarak ofisinde arama yapılan avukatın özel yaşamına konutuna ve haberleşmesine saygı hakkının
ihlal edildiği” sonucuna varılmış ve avukatın aranması hususunun istisnai durumlarda olması gerektiği ve
bu durumlarda dahi yapılan aramanın hukuka uygun düşmeyeceği ortaya konulmuştur. Avukatın
aranması hususu CMK m.130’da, avukat bürolarının ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen
olayla ilgili olarak Cumhuriyet Savcısının denetiminde aranabileceği ve arama sırasında baro başkanı
veya onu temsil eden bir avukatın hazır bulunacağı öngörülmektedir. Özel yasa olan 1136 sayılı
Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesinde ise, sadece avukat yazıhanelerinin değil, konutlarının da CMK
m.130’da gösterilen usul ve şartlara uygun aranması gerektiğini belirten bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Bu hüküm, hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararına sunan, kamu hizmeti
özelliği taşıyan ve serbest olarak icra edilen avukatlık mesleğinin, dolayısıyla savunma hakkının ne
derece önemli olduğunu ve kamu otoritesinin dilediği zaman bu mesleği icra edenin meslek ve hatta özely
aşamına giremeyeceğini ortaya koymaktadır.
SONUÇ
Avukatların, ofislerinin ve araçlarının polis tarafından aranması, hem hukuki hem de etik açıdan hassas bir
konudur. Bu durumda, hukuki dokunulmazlık ilkesi, arama emri gereklilikleri ve mesleki etik
kurallarının titizlikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Avukatlar, müvekkillerinin haklarını korumak ve
adaletin sağlanmasını temin etmek için bu süreçte dikkatli ve bilinçli hareket etmelidirler. Avukatın
aranması, temsil ettiği ve hakları savunduğu kişilerle ilgili bilgi, belge, delil ve sırlarını yanında
taşıyabileceği için özel olarak düzenlenmiş olup, şahsa tanınmış keyfi ayrıcalık sayılamaz.

Bir yanıt yazın